ÜRİNER SİSTEM HASTALIKLARI

ÜRİNER SİSTEM HASTALIKLARI

bobrek_resmi_b_y_k_g_zel.jpg

BÖBREK TAŞLARI NEDİR ? NASIL OLUŞUR? TEDAVİSİ NASILDIR ?

Böbrekler bel kemiğinin iki yanında, kaburgaların hemen altında yer alan yumruk büyüklüğünde, fasulyeye benzeyen bir çift organdır. Önemli komşuları; sağda karaciğer, onikiparmak barsağı (duodenum), anatoplardamar (vena cava inferior), kalın barsak (kolon) ile sol tarafta dalak, pankreas kuyruğu, mide, ince barsak (jejunum) ve kolondur. Başlıca işlevleri kanın fazla suyunu ve artık maddelerini süzmektir. Bu maddeler idrar şeklinde ureter denilen kanallarla böbrekten mesane (sidik torbası)ye aktarılır ve buradan da uretra yolu ile dışarıya atılır.

Böbrekler aynı zamanda 3 önemli hormonu da üretirler. Bunlar kemiklerde kırmızı kan hücrelerinin üretimini harekete geçiren eritropoetin; kan basıncını düzenleyen renin ve sağlıklı kemikleşme için gerekli olan D vitamini.

Böbrek Taşı Nedir:

Böbrek taşları kimlerde olur ?

Böbrek taşları erkeklerde, kadınlara göre 3 kat daha sık rastlanır. Oldukça sık görülen bir hastalıktır. Erkeklerin % 10-15’i, kadınların ise ortalama % 5’inde görülür. İlk olarak genellikle 20-30 yaşlarında ortaya çıkar. Özellikle erkeklerde bir kez taş oluşmuş erkeklerin 2/3 ünde ortalama 9 yıl içinde taş tekrarlamaktadır.

Henüz tamamen anlaşılamamış bazı sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan özellikle ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek böbrek içinde taş olarak adlandırılan yapıları oluştururlar. Tıbbi adı Nefrolitiazis dir. Sıcak mevsimlerde daha sık oluştuğu bildirilmektedir (vücutta su kaybı daha fazla olur). Özellikle diyetin bazı taşların oluşumuna zemin hazırladığı kabul edilmektedir. Böbreklerden süzülen su miktarı ile yakın ilgisi olan böbrek taşları, özellikle vücudu taş oluşumuna yatkın olan kişilerde su kaybı meydana gelmesiyle idrar yoğunluğu artar ve kristalleşme kolaylaşmaktadır. Bunun yanında bol sıvı alan kişilerde de taş oluşumu nadirdir. Diyet, metabolizma değişiklikleri ve bazı hastalıklar da taşların oluşumunda rol oynayan faktörlerdir.

Bazı taşlar hiç belirti vermeden böbrekte kalabilirler. Bazıları ise ureterler, mesane ve uretra boyunca yer değiştirirler ve idrarla dışarı atılabilirler. Küçük olan taşlar herhangi bir belirti vermeden veya çok az bir rahatsızlıkla dışarı atılabilirken daha büyük olan taşlar çok şiddetli ağrılara sebep olabilirler. Bazen de idrar geçişini önleyebilen tehlikeli tıkanıklıklar oluşturabilirler.

Sebepleri:

Böbrek taşını oluşturan sebepler kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar içilen suyun çok fazla sert (kalsiyum sülfat içeriği fazla) veya çok fazla yumuşak (sodyum karbonat içeriği fazla) olmasının etki edebileceğini söylemektedirler. Aşırı alkol tüketimi, gut hastalığı da aşırı taş oluşumuna sebep olabilir. Bazı araştırmacılar ise aşırı sıvı kaybına neden olan sıcak iklimlerde böbrek taşına daha sık rastlandığına, bir başka grup birtakım özel yiyeceklerin böbrek taşına neden olduğunu iddia etmektedirler.

Böbrek Taşlarının Tipleri:

Böbrek taşları kimyasal içerik olarak farklılıklar gösterir.

Kalsiyum Taşları: Tüm böbrek taşlarının yaklaşık % 70-80’i ya kalsiyum oksalat, veya kalsiyum fosfat ya da her ikisinin bileşiminden oluşur.

Ürik Asit Taşları: Eklemlerde ürik asit birikmesi ailevi geçişli olan gut hastalığında görülür. Böbreklerde birikmesi ile de ürik asit taşları oluşur.

Böbrek taşlarının % 5-23’ü (özellikle çoğunlukla erkeklerde olmak üzere) ürik asit taşlarıdır. Yüksek proteinli (özellikle et ürünleri fazla) diyet alanlarda ürik asit taşı oluşma olasılığı artmaktadır.

Enfeksiyon taşları: Tüm taşların yaklaşık %20’sini oluştururlar. Üriner sistem enfeksiyonu geçirmeye daha yatkın olan kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır.

Sistin Taşları: Tüm taşların %1-2’sini oluşturmaktadır.

Böbrek taşları zaman içinde yavaş yavaş oluşurlar. Zaman zaman küçük belirtiler verebilirler. Ancak belli bir boyut ve pozisyona ulaştığında ani olarak belirtiler ortaya çıkar.

Henüz yeterince büyük olmayan ve böbrek fonksiyonlarına zarar vermemiş " sessiz" olan taşlar rutin röntgen incelemesi esnasında, ürik asit taşları dışındaki taşlar, ortaya çıkabilir . Bazen bu sessiz taşlar böbrek fonksiyonunu bozana kadar farkedilemeyebilir ve böbrekte kalıcı hasarlar oluşabilir.

Belirtileri: Bazen sırt ağrısı, kas ağrısı sanılabilen küçük belirtiler verirler. Bu tür hastalarda sık sık idrar yolları enfeksiyonu gelişir.

Ancak en klasik belirtisi taşın bulunduğu bölgede yaptığı irritasyona veya tıkanıklığa bağlı olarak oluşan ve renal kolik adını alan şiddetli ağrılardır.

Böbrek taşlarında görülen bir diğer klasik belirti ise hematüri olarak adlandırılan idrara kan hücrelerinin karışmasıdır. Bu kan hasta tarafından çıplak gözle görülebileceği gibi ancak mikroskopla görülebilecek tarzda az da olabilir. İdrar genellikle koyu renkli, bulanıktır ve bazen kokulu olabilir.

Tanı:

Genellikle şikayetlerinizi dinleyen doktor idrar da kan hücrelerinin de görülmesi ile tanı koyabilir. Şikayetlerin taş nedenli olduğunu doğrulamak üzere röntgen tetkiki veya ultrasound tetkiki isteyecektir. Böylece taşın boyutu, şekli ve yeri konusunda bilgi sahibi olacaktır. Kan ve idrar tahlilleri ile de taşın kimyasal yapısı, idrarda kan olup olmadığı ve enfeksiyon bulunup bulunmadığı hakkında bilgi sahibi olacaktır.

Yapılacak röntgen tetkiki direk karın filmi veya İVP adı verilen ve damardan bir ilaç verilerek gerçekleştirilen özel bir röntgen olabilir.

Özellikle röntgende görülmeyen taşların tespitinde ultrason yararlı olacaktır. Ancak ultrason da çok şişman hastalarda ve 3mm’nin altındaki taşlarda başarılı sonuçlar alınamayabilir.

Röntgen filminde diğer kemik yapıları ile karışan ve röntgende gözlenmeyen taşlarda Bilgisayarlı Tomografi istenebilir.

TEDAVİ:

Hafif belirtilerde:

Yapılan tetkiklerle bulunan taşın çapı 4 mm. den küçük ve belirtiler de çok şiddetli değilse, hastanın her gün içtiğinin birkaç katı daha fazla su içmesi önerilir. Bu idrarla birlikte taşın atılmasına ve başka taşlar oluşmasını engellemeye yardımcı olur. Birkaç hafta veya ay beklenir. Aynı zamanda diyetine de dikkat etmesi önerilir.

Bir iki hafta sonra tekrar röntgen veya ultrason tetkiki yapılarak taşın üriner sistem boyunca daha aşağılara ilerlediği görülürse aynı tedaviye devam edilir. Herhangi bir değişiklik olmaz ise başka tedavi yöntemlerine geçilir.

Taşın Çıkarılması

Kendiliğinden düşmeyen taşlar, çok fazla ağrı ve kanamaya neden olan büyük taşlar, idrar akışını durdurarak kalıcı böbrek hasarına sebep olabilecek taşlar, akut batın tablosu oluşturan taşlar çeşitli tedavi yöntemleriyle vücuttan uzaklaştırılmalıdırlar.

Ureteroskopi:

Bu yöntem orta veya alt üriner sistemin küçük taşlarının çıkarılması için kullanılır. Cerrahi bir işlem gerektirmez. Lokal veya genel anestezi ile yapılır. İnce uzun, kolay bükülebilen, fiberoptik bir aletle urethradan mesaneye girilir, taş tespit edilir ve özel bir aletle çıkarılır veya kırılır.

Extracorporeal Shock Wave Litotripsi (ESWL)

Günümüzde en sık kullanılan ve en çağdaş yöntemdir. Vücut dışında oluşturulan ve vücuda odaklanan şok dalgaları için taşların kırılarak toz haline getirilmesi esasına dayanır. ESWL ile kırılan taşlar idrarla kendiliğinden kolayca atılabilmektedir.

Perkutanöz Nefrolitotomi

Cerrah veya ürolog lokal anestezi ile hastanın belinde 1 cm büyüklüğünde bir delik açarak nefroskop denilen bir aletle direk olarak böbreğe veya idrar yollarına girerek taşa ulaşır.Küçük taşlar direk olarak, büyük taşlar ise ultrasonik, elektrohidrolik veya lazerli cihazla kırılarak boşaltılır. Boşalmanın sağlanabilmesi için geçici olarak bir tüp takılır. Hastanın birkaç gün hastanede kalması gerekmektedir. 2 hafta içerisinde hasta normal günlük yaşamına döner.

Diğer cerrahi yöntemler

Açık nefrolitotomi denilen geniş bir operasyon çok seyrek olarak fazla komplike vakalarda, parsiyel nefrektomi denilen böbreğin bir kısmının alınması işlemi ise böbreğin geriye dönüşümü olmayacak kadar ağır hasar gördüğü durumlarda seyrek olarak uygulanır.

Tekrarlayan Taşlarda tedavi:

Burada amaç taşın kimyasal yapısının belirlenerek bu kimyasalın idrarda kristalleşmesini önlemektir.

Bol su için: Daha önce taş düşürmüş kişilere tekrar taş oluşumunun engellenmesi için bol su içmesi önerilir. Özellikle sıcak yaz günlerinde içilen su miktarının arttırılması gerekir.

Ayrıca bol su içilmesi idrar yolları enfeksiyonlarını da önleyici bir rol oynar.

Diyetinizde kalsiyum ve oksalat miktarlarını kısıtlayın: Daha önce taş düşürmüş bir kişinin idrar testlerinde kalsiyum oranı yüksek çıkıyorsa diyetindeki kalsiyum ve oksalatı kısıtlamalıdır. Kalsiyum içeren antasitleri kullanmamalı, kalsiyum içeren süt ve süt ürünlerini kısıtlamalıdır. (son zamanlarda bu konu tartışmalı hale gelmiştir.) Ayrıca çay, kahve, çikolata, fıstık, ıspanak, pancar gibi oksalat içeriği yüksek gıdaları da kısıtlamakta fayda vardır.

Ancak diyetteki kalsiyumun azaltılması her hastada yararlı olmayabilir. İdrarında oksalat miktarı artmış kişilere kalsiyum tavsiye edilebilmektedir. Her hasta da koşulların değişik olacağı göz önüne alınmalı, diyet doktorunuz veya diyetisyen tarafından ayarlanmalıdır.

Et ve et ürünlerini azaltın: Bu sadece taş oluşmasını engellemekle kalmaz genel sağlığınız açısından da olumlu etki yapar. Hayvansal proteinlerin azaltılması vücuda kalsiyum girişini ve ürik asit atılımını azaltacaktır.
Tuz tüketimini azaltın: Tuz idrara çıkan kalsiyumu arttırır. Ayrıca hipertansiyon riskini de azaltmış olursunuz


İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONLARI :

İdrar yolları enfeksiyonları denince böbrekten başalıyıp idrar çıkış yerine kadar olan iltihaplar anlaşılır.Toplumda sık görülür. Basit bir mesane iltahabı olabildiği gibi daha ciddi böbrek iltahaplarına kadar gidebilir.

ENFEKSİYON ETKENLERİ:

Bu etkenler vücudun ve üriner sistemin koruycu etkisini bozarak etki yaparlar.
1-Kadınlarda çocuklarda ve yaşlılarda çok fazladır. Yaşa ve bünyeye göre değişir. Kadınlarda genital organların üriner sisteme yakın komşu olması, çocuklarda doğuştan gelen bozukluklar, yaşlılarda ise vücud direncinin bozuk olması bu etkiyi artırır.
2-İdrar yapım bozukluklarıda enfeksiyon risklerindendir. İdrar bekletmek, tam boşalmayan idrar, mesane kasındaki gevşeklik, mesanenin sinir sistemindeki bozukluklar enfeksiyonu hazırlayan sebeplerdir.
3-Kadınlarda daha fazla olmasının sebebi: Mikroplar kadın üro genital organlarında daha çok yerleşmeleri ve gebelik halleridir.
4-Şeker hastalığı başlı başına infeksiyonu artırıcı sebeptir.
5-Barsakta yaşayan bazı mikroplar herhangi bir sebeble üriner sisteme ulaşıp hastalık meydana getirebilirler. Bu nedenle barsak iltihabi hastalıklarında, kabızlıkta, üriner sistem enfeksiyonları olabilir.

Mikropların üriner sisteme geliş yolları:
1-Aşağı yol:İdrar yollarına takılan bir sonda infeksiyon nedenidir. Kadınlarda genital sistemin bu bölgeye yakın olması sık sık iltihapların meydana gelmesine sebeb olur.
Seksüel birleşmeninde bulaşmaya sebeb olduğu gösterilmiştir.
2-Kan yolu: Sık olmamakla birlikte vücudun başka bir yerindeki iltihap veya apseden idrar yollarına mikobun kan yolu ile gelmesidir.
3-Akkan yolu:Barsaklardan veya başka bir yerden mikropların gelmesidir.
4-Yan komşu organlardaki mikroplar direk olarak gelebilir.





SİSTİT

Sistit, genellikle bir enfeksiyon sonucunda idrar kesesi (mesane) nin iltihaplanmasidir. Terim, Yunanca cyst: Mesane kelimesinden gelmektedir. Idrar yollari ve üreme sisteminde en sik görülen hastaliklardan biridir. Zamaninda tedavi edilmezse hastalik böbrekleri de etkileyecek biçimde yayilabilir ve mesane ve böbreklerde kalici hasarlar olusturabilir

BELİRTİLERİ:

Idrar yaparken yanma ve sizi.Idrar yaptiktan sonrada sürebilir.
Sik idrara çikma.
Agri kasiklara ve makata yayilabilir.
Ates.
Terleme.
Yorgunluk.
Kusma ve bulanti.
Idrar bulanik, kötü kokulu olabilir.
Cinsel iliski esnasinda agri hissi olabilir

NEDENLERİ:

Normal de bakteriler üreme organlari ve anüs bölgesinde yasamaktadirlar. Bazen bu bakteriler alt idrar yollarini asarak mesaneye ulasirlar. Mesaneye ulasan bakteriler iseme ile disari atilirlar. Ancak mesaneye gelen bakteri sayisi atilandan fazla ise mesanede ve daha sonraki asamada böbreklerde iltihaplanmaya yol açarlar.

Bulasma cinsel birlesme esnasinda veya genital temizligin az oldugu durumlarda olusabilecegi gibi uzun süre idrar tutulmasi, idrar yollarini daraltici hastaliklar, menapozda düsük östrojen seviyesi nedeniyle de olusabilir.

Kadinlarda uretra erkeklerinkinden çok daha kisa oldugu için dis ortamdan bakterilerin mesaneye ulasmasi daha kolaydir. Bu nedenle kadinlarda sistitlerin görülme orani çok daha fazladir. Kadinlarin en az % 20'si yasamlari boyunca en az bir kez sistite yakalanirlar.

Nadir de olsa sistiti olusturan bakteriler böbrek ve idrar yollari araciligi ile yukaridan asagiya veya yakin dokulardaki enfeksiyon odaklarindan lenf yoluyla da mesaneye ulasabilirler.

Sistitin en sik rastlanilan sebebi Escherichia coli ( E.coli, koli basili) adli mikroorganizmadir. Bu bakteri kalin barsaklarda normal olarak bulunabilir ve cinsel iliski ile mesaneye ulasabilir


TEDAVİ YÖNTEMLERİ:

Sistitler antibiyotikler ile tedavi edilir. Tedaviye baslamadan önce idrar kültürü ve antibiyogram için örnek alinmali, sonuçlar çikincaya kadar idrar yollari enfeksiyonlarinda etkili antibiyotikler kullanilmali, antibiyogram sonuçlarina göre gerekirse bu ilaçlar degistirilmelidir. kronik enfeksiyonlarda tedavi uzayabilir.

ERKEKLERDE SİSTİT:

Uretranin uzunlugu nedeniyle, erkeklerde sistitin genellikle baska nedenleri vardir. idrar yoluna baski yapan büyümüs bir prostat gibi.

BELİRTİLER

idrar yaparken aci duymak (yanma veya kasinma hissi);
Sik veya acil idrar yapma ihtiyaci;
Bulanik, kötü kokulu, kanli idrar (bazen);
Hafif ates (bazen).
Sistit erkeklerde çok görülen bir rahatsizlik degildir. Tedavisi kolayca da, tekrarlamasini önlemek için altinda yatan nedenin de tedavi edilmesi gerekir

İLAÇ TEDAVİSİ

Sistite neden olan enfeksiyonla mücadele edebilmek için antibiyotik verilir. Altindaki sebep için ilave ilaç veya ameliyat gerekebilir.

BÖBREK TÜMÖRLERİ :

Çok sık görülmez. Bütün tümörlerin %1 idir ve % 90 kötü huyludur. Sağ ve sol böbrekte aynı oranda görülür edkeklerde daha fazladır. 1-10 yaş ve 50-60 yaş arası daha fazladır
Sebebi:
Belli değildir. Hormanal olduğu zannedilmektedir. Tümör ya böbrek dokusunda veya havuzcuğun olur, iyi huylu veya kötü huyludur.

İyi huylu tümörler çok defa belirti vermez, önemli değildir. Tesadüfen film veya tomografi çekilince görülür. Böyle görülen veya mikroskop ile görülen idrar kanamaları olur. Belde veya yan taraflarda ağrı vardır. Tedavide kötü huylu tümör olması ihtimaline karşı böbreğin alınması ameliyatı yapılır. Çıkan parça potolojide incelenir.

Böbreğin kötü huylu tümörleri (Kanser) orjini böbrek dokusundadır.

Belirtileri:
Ağrı olmadan sebepsiz idrar kanamaları vardır bu belirti % 60-70 dir
Kan pıhtıları idrar yollarından geçerken ağrı yapar. Yanlışlıkla taş olduğu düşünülür.
%10 Vakalarda karın içerisinde bir kitle şeklinde belirti verir.
Zayıflama, kilo kaybı, önlenemiyor bulantı kusma gibi mide bağırsak şikayetleri
Tansiyon yüksektir
Ateş devamlı hiç düşmeyen bir ateştir
Kansızlık
Teşhis: Düz Böbrek filimleri ilaçlı (Yağlı) Böbrek filimleri çekilir. Ultrason ve Tomografi ile teşhis teyit edilir Kanser kan yolu ile kısa sürede yayılır en sık karaciğer ve kemiklere yayılım gösterir.

BÖBREK KİSTLERİ :

Böbrek kistleri iki şekilde olur: 1 Tek Kist 2 Çoklu Kist

Tek Kistler : Bir böbrekte ince idrarlı kese şeklinde ve içerisi sıvı dolu büyük kistlerdir. Çok defa böbreğin alt veya üst ucunda olur. Doğuştan olabildiği gibi sonradanda oluşabilir. Böbreğin süzücü kanallarının tıkanması ile oluşur.
Belirtileri : Çok defa belirti vermez. Taş vs. ameliyatlarında tesadüfen bulunur. Çok büyürse karın içine yapacağı baskı ile karın ağrıları yapar.
Teşhis : Böbrek kistlerine en iyi teşhisi ultrason ile konur. Düz böbrek filimin de fazla bir şey görülmez ilaçlı yağlı böbrek filimi nispeten bilgi verir
Tedavi : Çok büyük kistlerde, şikayetler fazla ise ve karın içi organlarına baskı yapıyor böbrekte harabiyet meydana getiriyorsa ameliyatla çıkarılmalıdır. On zamanlardaki teknolojik gelişmeye bağlı olarak iğne ile de kist sıvısı boşaltılmaktadır. Fakat bu ikinci metot ile kistin tekrar etme ihtimali çok fazladır. Ameliyat ile kistin civarı çıkarılırsa tekrar etmez.

Çoklu Böbrek Kistleri: 3 özelliği vardır.
1-Doğuşdan meydana gelir
2-İki taraflıdır
3-Katılımsal olarak devam eder
Her iki böbrekte çok sayıda ve çeşitli büyüklüklerde kistler vardır. Oluşumunda çoğunun rahim içi gelişmesi sırasında böbreğin yapı bozukluğundan ileri geldiği zannedilmektedir.

Belirtileri:

Zayıflık ve zayıflama
Böbrek bölgesinde ağrı
% 50 İdrarda kanama
% 60 tansiyon yüksekliği
Baş ağrısı, ayaklarda şişme, nefes darlığı
Tedavi:

İstirahat uygulanır
Üremi tedavisi yapılır
İltihap varsa bununla mücadele edilir
Kist için ameliyat düşünülmez. Son zamanlarda böbrek nakli ameliyatları düşünülmektedir.

VARİKOSEL :

Erkeklerde torbaların varisidir. Varisin anlamı damar genişlemesidir genellikle bacaklarda olur.Varikosel ise testisi çepeçevre saran toplaycı damarların bazı sebeblerden dolayı genişlemesi ve içerisinde kan birikmesidir.
%98 sol tarafta olur.%2 ise her iki tarfta görülür.
Önemi kısırlığa sebebiyet vermesinden dolayıdır. Hastaların ağrı olmazsada testisteki tohum hücrelerini bozacağı için tedavi olmaları gerekmededir.
20-30 yaş grubunda en fazladır. Hiç belirti vermeyen varikosellerde vardır.Bu oran toplumda %16-25 dir.
Solda sık görülmesinin sebebleri şudur.
1-Soldaki toplar damarın boşaldığı yer anadamarla dik açı yapar.Bu nedenle kan tam olarak boşalmaz.
2-Testisin sol toplar damarı daha uzundur.
3-Sağ testis biraz daha aşağıda ve daha sarkıktır.
4-Soldaki toplar damarın içerisinde kanı ileri pompalıyacak kapakçıklar daha az ve yetersizdir.
5-Soldaki damardaki basınç daha fazladır.Böylece kanı ileri sevk edemez.
6-Genç bekarlarda psikonörotik bozukluklar diğer bir sebebtir.
Varikosel iki taraflı olduğu zaman karın içerisinde tümör düşünülmelidir.Çünkü bu tümörler ana toplar damara baskı yaparak her iki tarafta varikosel oluşumuna neden olur.

Varikoselin Etkisi
1-İnsanda tohum hücrelerinin gelişmesi için en uygun ısı 35 derecedir.Normal vücut ısısı 36-37 derecedir.İşte bu aradaki ısı farkını testis torbası sağlar. Varikoselde ise kanlanma daha çok olduğundan dolayı torba bu özelliğini kaybeder. Dolayısıyla tohum hücrelerinde hem sayı hemde kalite olarak düşme gözükür.
2-Testisin çevresinde kan göllenmesi olduğu için kanın içindeki bazı hormanlar direk olarak testise etki ederek tohum hücrelerini bozar.
3-Damardaki göllenme testisin dış kısmına direk etki eder hücrelerin hareketliliğini önler.
4-Bazı evlenmemiş genç bekkarlarda soldaki bu şişkinlik psikolojik bozukluk meydana getirir.

BELİRTİLERİ :

Vakaların çoğu belirti vermez. Başka bir hastalığa bakılırken tesadüfen gözükür.
Belirti veren varikoselde ağrı olabilir.Testiste çekilme hissi vardır.Bilhassa ayakta dururken ve sıcakta damarlar belirginleşir ve el ile bir sicim gibi his edilir.
İlerlemiş vakalarda testisin kıvamı yumuşamıştır ve büyüklüğü biraz azalmıştır. Varikoselin büyüklüğü ve tahribatına göre üç dereceye ayrılır. Bu derecelendirme normal el muayenesi veya ultrasonografi ile yapılır.
Tohum hücrelerinin sayımıda varikoselin derecesi hakında bilgi verir.Böylece ameliyat kararına yardımcı olur.
Koruycu tedbirler
1-Fazla ayakta durmamaya dikkat edilir.Akşam mutlaka uzun oturulup ayakların yükseğe kaldırılması sağlanır.
2-Testis torbasındaki kan drenajını önleyen hareketlerden kaçınılır.
3-Testis ve torbanın hareketini önleyen kot gibi dar pantolun giyilmez.Kot pantolonunu bir diğer neğatif etkisi yazları sıcak kışlarıda soğuk tutuğu için testisin ısısnı bozar.Ayrıca çok sert kaba ve kalın kumaş olması nedeni ile testisin havalanmasını önler.

Tedavi:
Hasta evli çocuk sahibi ve bir şikayetide yoksa, koruycu tedbirler ile hastalık tedavi edilir.
Fakat ağrı varsa tohum hücresi tahlilinde (Spermiogram) sayı ve kalite düşükse ameliyat gereklidir.
Ameliyat ne kadar erken yapılırsa testis hücreleri o kadar çok kurtarılacağı için iyidir.
Çok büyük varislerde torbanın üzerinden damar paketlerinin çıkarılması ile ameliyat yapılr. Basit bir ameliyattır. Bölgesel uyuşturma ile gerçekleştirilir.Narkoz vermek gerekmez.
Orta derecelei varikosellerde kasığın biraz daha üzerinden yapılacak bir kesi ile ameliyat gerçekleştirilir.Bu durumda ya belden iğne yapılır veya daha iyisi narkoz verililir.
Ameliyat sonrası tohum hücreleri tahlili 6 ay sonra tekrarlanır ve sonuc değerlendirilir.
Bazen ameliyat sonuç vermemektedir.Bunun sebebi; Varikoselin sebeblerinin çok olmasıdır.

TESTİS KANSERLERİ:

Testis kanserleri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyidir. Genellikle kanser sadece tek testisi etkiler.

BELİRTİLER :

- Testiste yumru veya şişme;
- Muhtemelen bölgesel ağrı veya hassasiyet
- Testiste ağırlık hissi (bazen).

Testis kanseri genç erkeklerde, özellikle 15-35 yaşlarında ve siyah erkeklere kıyasla beyaz erkekler arasında daha çok görülür. Eğer testislerin biri veya her ikisi doğumda inmemişse, ileride her iki testis için de kanser riski daha büyüktür. Erken tespit edilerek tedavi edilirse, kanser genellikle iyileşebilir.

TEŞHİS :

Kendi kendini muayene ile skrotum içindeki tümör veya başka bir oluşumun varlığı fark edilebilir. Böyle bir yumru fark ederseniz, acıyıp acımadığına bakmadan hemen doktora danışın. Teşhisi doğrulamak için ultrasonografi yapılabilir.

Testisteki bir tümör hemen her zaman habistir, ama tümörün varlığından emin olmak için doktor muayenesi gereklidir. Testisleri ve skrotumu etkileyen başka şartlarda da benzer yumrular ortaya çıkabilir. Epididimit, Hidrosel, Vanikosel ve Orşit gibi. Bunların bir kısmı da zararsızdır.

Testiste tümör varsa, ameliyatla çıkartılması şarttır. Tümör habis ise, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak için, kan testleri, röntgen ve başka testler gerekir.

Testis kanseri teşhisi konulan erkeklerin yüzde 70 i tedaviden sonra 5 yıl veya daha fazla yaşarlar (5 yıl sağ kalma oranı). Ancak, bu geç safhada keşfedilmiş kanserleri de kapsamaktadır. Testis kanserlerinin en çok görülen türü olan seminom erken teşhis ve tedavi edilirse, hemen hemen bütün vakalarda iyileşebilir.

TEDAVİ - AMELİYAT :

Hasta testisin ameliyatla alınması gereklidir. Bu erkekliğin kaybedileceği anlamına gelmez, çünkü geride kalan sağlıklı testis vücudun normal cinsel ve hormon üretme işlevlerini yerine getirebilir. İki testis de kaybedilirse, kısırlık meydana çıkar. Ancak 3 haftada bir enjeksiyonla erkeklik hormonu verilerek gerekli olan normal cinsel işlev sağlanabilir.

DİĞER TEDAVİ YÖNTEMLERİ :

Kanserlerin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek veya yayılmışsa ona karşı mücadele edebilmek için radyoterapi veya kemoterapi kullanılır

Yorum Yaz